7 Temmuz 2021 Çarşamba

1

    Elini havaya kaldırdı, yeryüzüne düşmekte olan birkaç yağmur damlasını avcunun içine aldı. Yağmurun başladığından emin olduğunda yeşil şemsiyesini açıp yürümeye devam etti. Etrafındaki insanlar yağmurdan kaçmaya çalışıyorlardı, o yavaş bir şekilde hareket ediyordu, tarihi kilisenin yanından geçerken karşıdan gelen bir adam dikkatini çekti. Boyu ona göre oldukça uzundu, üzerinde siyah bir kaban vardı. Adamın yanından geçeceği sıra şemsiyesi adamın omzuna çarptı. Şemsiyesini kaldırıp özür dilemek için adama baktı, hayatında gördüğü en çekici yüzle karşılaştı. Sert yüz hatlarına sahipti, gözlerinin rengi neredeyse siyahtı, gözlerinde kendi yansımasını gördü. Yağmurdan ıslanan siyah saçları alnına dökülmüştü. İki saniyelik bir duraksamadan sonra konuşabildi.
"Özür dilerim." 
Adam ona bakmayı sürdürdü, gözlerini kaçırdı. Yarım ağız bir gülümsemeyle geçip gitti. Şemsiyesine sıkıca sarılıp yürümeye devam etti. Yağmur hızlanmaya başlamıştı, rüzgar şemsiyesine sertçe çarptı, elinden kayıp gitti. Bir müddet uçan şemsiye, on metre ileriye düştü. Hızlı hızlı yürüdü, şemsiyeye ulaşmak için yere eğildi. Beyaz bir el ondan önce davrandı, hemen şemsiyeyi kaldırıp başının üzerine tuttu. Kafasını kaldırdığında az önceki adamla karşılaştı. Adam gülümsüyordu.
"Teşekkür ederim-" 
"Önemli değil." 
Şemsiyenin demirini kavrayıp adamdan onu aldı. Adam arkasını dönüp ilerledi. Güneş rüzgarın şiddetine daha fazla dayanamayıp şemsiyesini kapattı ve yoluna devam etti. Koyu kahverengi saçları yüzünü bir örtü gibi çevreliyordu, ıslanan saçlarını kulağının arkasına attı. Gideceği yer fazla uzak değildi, adımlarını sıklaştırdı. Beyaz renkli modern görünümlü binanın kapısından içeri girdi. Hastanenin baygın kokusu ciğerlerini doldurdu. Asansöre doğru ilerledi, çağırmak için tuşa bastı. Kısa süre sonra gelen asansörden iki kadın hemşire indi. Onkoloji polikliniğinin bulunduğu kata çıkmak için altıya bastı. Saatine baktı, kontrol saati için henüz erkendi, bankodan tahlil sonuçlarını alıp doktorun odasının karşısındaki koltuğa oturup beklemeye başladı. Bitmek bilmeyen kilo kaybı, koltuk altındaki şişlik ve gece terlemeleri yüzünden gittiği doktor kanserden şüphelenmişti. Nihayet doktor Güneş'i içeri kabul etti. Birkaç genel sorudan sonra doktor tahlilleri incelerken derin bir sessizlik oluştu. Güneş odaya bakma fırsatı bulmuştu, bir taraf geniş büyük camlarla kaplıydı, şehrin manzarası ve hastanenin ormanlık alanı görünüyordu. Odanın diğer köşesinde bir hemşire oturuyordu. 
"Emin olmak için birkaç tarama yapmamız lazım, sonuçlar çıktığında tekrar görüşelim. Hemşire hanım size yardımcı olacak." Hemşire ona gülümsedi. Teşekkür etti ve odadan hemşireyle beraber ayrıldı. 

Eksi ikinci kata indiler. BT çekilmesi için bir süre bekledikten sonra hemşire onu içeri aldı. Üzerini değiştirdikten sonra uzandı, beyaz tünelin içinde ilerlerken yapması gereken işler aklına geldi. Kıpırdamaması için uyarıldı. Zemin katta 3 tüp kan verdi. Biyopsiyi pazartesi günü yapacaklardı. Hastaneden çıktığında yağmur durmuştu, saat altıya geliyordu. Otobüs durağına yürürken testlerin sonucunu düşünüp durdu. Dalgındı, durakta olmasına rağmen evine giden otobüslerden birini kaçırmıştı. Düşüncelerinden kurtulmak istercesine kafasını salladı. Gelen otobüse binmek için ayaklandı. Kartını okutup kalabalığın arasına karıştı. Çok yorulmuştu, iki durak sonra önündeki koltuk boşalınca hemen oturdu, telefonuna bakma fırsatı buldu. İş grubundan 46 mesaj gelmişti, tanımadığı bir numaradan 2 çağrı almıştı. Geri aramak istemedi, büyük ihtimalle ona dadanan dolandırıcılardan biriydi. Bu aralar çok fazla arıyorlardı. Evine yaklaştıkça otobüs boşaldı, o inerken otobüste sadece bir çift ve yaşlı bir kadın kalmıştı. Hava kararmıştı, sokak sessizdi, evlerin ışıkları yanıyordu. Evine giden sokağı döndüğünde takip edildiği hissine kapıldı. Arkasına dönüp baktı, kimse yoktu. Yürümeye devam etti, eve girdiğinde rahatladı. Ayakkabılarını ve montunu çıkardı, geniş koltuğa attı kendini. Karnı guruldadığında tüm gün bir şey yemediğini hatırladı. Buzdolabından dün pişirdiği yemeği çıkardı, ısınması için ocağa koydu. Kardeşini aradı, kardeşi yurtta kaldığı için yalnız yaşıyordu, cevap alamadı. Yemeği ocaktan aldı, tabağını alıp televizyonun karşısına geçti. Evin sessizliğini bastırmak için televizyondan rastgele bir kanal açtı. Yemeğini yedikten sonra televizyonun karşısında uyuyakaldı. 




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder